barbaros etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barbaros etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2014 Perşembe

Yarımada susuzluk tehdidi altında (Röportaj)



Çeşme-Karaburun Yarımadası’nın özellikle kıyı kesimlerindeki yeraltı sularında tespit edilen tuzlanmanın, kısa vadede artacağından endişe ediliyor. Karaburun, Mordoğan, Çeşme, Ildırı, İçmeler ve Seferihisar’da kıyıya yakın bölgelerdeki yeraltı sularında, özellikle suyun çok kullanıldığı yaz aylarında, tuzlanma oranının kabul edilebilir limitlerin üzerine çıktığı belirtiliyor. Ayrıca küresel ısınmanın etkisi ile yüzey sularının azalması veya farklı nedenlerle kirlenmesine bağlı olarak, ihtiyacın çok büyük bir kısmı yeraltı sularından sağlanmakta. Ancak yeraltı sularının ihtiyacı ne kadar süre karşılayacağı belirsiz. Çünkü bu konuda yapılan bilimsel çalışmaların yetersiz olduğu söyleniyor. Yeraltı sularının potansiyelinin bilinmediği, açılan artezyen kuyuları hakkında herhangi bir envanter çalışmanın yapılmadığı belirtiliyor.
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Baba ile görüştüm. Su kaynakları, yeraltı suları,  yeraltı suyu kirliliği, hidrojeoloji, jeotermal enerji, çevre jeolojisi ve mühendislik jeolojisi konularında uzman olan Baba, TÜBİTAK tarafından Karaburun Yarımadası’nda yürütülen, yeraltı su potansiyellerinin belirlenmesi, denize boşalımların saptanması, deniz suyu girişimi modellenmesi ve nedenlerinin ortaya konmasını hedefleyen projeyi yönetiyor.

Yeraltı suları hayati önem taşıyor
Baba, yeraltı sularının önemi hakkında şunları söylüyor: “Yarımada’daki bütün köylerin içme suları, yeraltı suyu kaynaklarından sağlanmaktadır. Küresel ısınmanın etkisi ile azalan yüzey sularının ihtiyacı karşılayabilmesi mümkün değildir. Örneğin DSİ tarafından yapılan Alaçatı Barajı’ndaki doluluk oranı 2014 yılı itibarı ile %3’tür. Ayrıca yüzey sularının farklı sebeplere bağlı olarak kirlenmesi de kullanımı sınırlandırmaktadır. Dolayısı ile yeraltı suları Yarımada için hayati önem taşımaktadır.”

Tuzlanma hızla artıyor
“Karaburun Yarımadası, tektonik bir yapıya sahiptir. Özellikle kireçtaşlarının içinde gelişen ve denizle bağlantılı karstik boşluklar, yeraltı sularının büyük bir bölümünün denize boşalmasına neden olmaktadır. Bu kayaçlar, Yarımada’nın büyük bir kısmını kapsamaktadır. Proje dâhilinde, İller Bankası, Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü ve özel şahıslar tarafından birçok gözlem amaçlı sondaj yapılmıştır. Şu anda ağırlıklı olarak Ildırı ve çevresinde bulunan sondajların derinliği yer yer 257 m’yi bulmaktadır. Kıyıya yakın kesimlerde açılmış olan sondajlarda tuzlanmalar gözlenmiştir. Tuzlanma sadece bu bölgeye özel değildir. Tuzlanma, Yarımada’nın genelinde, hatta İzmir’de dâhil olmak üzere, özellikle kıyıya yakın bölgelerdeki yeraltı sularında, suyun çok kullanıldığı dönemlerde artmaktadır. Yeraltı sularının yoğun bir şekilde kullanımı ile deniz suyu girişimleri oluşmakta ve bu da tuzlanmayı artırmaktadır.”

Yakında susuz kalabiliriz
Bilimsel çalışmalar doğrultusunda saptanacak önlemler zamanında alınmazsa Yarımada’nın kısa bir süre sonra, susuz kalabileceğini söyleyen Baba şöyle devam ediyor. “Şu ana kadar elde ettiğimiz verilere bakarak, yeraltı sularının geleceği ile ilgili çok ciddi kaygılar taşıyoruz. Ancak neler yapılabileceği konusunda bir yol haritası çizebilmemiz için, tüm Yarımada genelindeki bilimsel çalışmaların tamamlanması gerekiyor. Bu maliyetli ve zaman alacak süreç için Belediye ve diğer ilgili kurumların desteği şart. Bölgenin jeolojik özellikleri ile ilgili çok sayıda araştırma olmasına rağmen, hidrojeolojisi ile ilgili çalışmalar son derece az. Çoğu çalışma ise bölgesel boyutta. Hidrojeolojik çalışmaların yapılarak yeni gözlem kuyularının açılması, elde edilecek verilere göre çekimlerin kontrol altına alınması, kaynak debilerinin ve EC değerlerinin düzenli olarak ölçülmesi, yeni kuyuların da bu çalışmalar ışığında açılması son derece önemli.”

Deniz suyu çözüm değil
Deniz suyunun tatlı suya dönüştürülmesini bir çözüm yolu olarak görenlerin de olduğunu belirten Baba, bu işlemin çok maliyetli ve pratik olmayan bir yöntem olduğunu, bu nedenle farklı çözüm yolları aramak yerine, acilen mevcut kaynakların korunması konusunda harekete geçilmesi gerektiğini söylüyor.

Jeotermal kaynaklarımızın kıymetini bilmiyoruz
Yarımada üzerindeki yeraltı sularımızda olduğu gibi jeotermal kaynaklarımız konusunda da yeterli bilimsel çalışmaların yapılmadığına değinen Baba şunları söylüyor: “Jeotermal kaynaklarımızın Yarımada’nın kalkınması konusunda önemli bir etkisi olabilir. Özellikle termal turizmi kalkınma için önemli bir sektördür. Fakat maalesef bu güne kadar yeterli girişimlerde bulunulmamıştır. Örneğin Urla İçmeler ’deki termal kaynak, Romalılar döneminde bile önemli bir tedavi merkezi olarak kullanılıyordu. Fakat bu kaynak halen atıl durumdadır.”

“Yeraltı sularında olduğu gibi, jeotermal kaynaklarımızın durumu da bilimsel çalışmalarla tespit edilmeli ve bu verilere bağlı uygun projeler geliştirerek ekonomiye kazandırılmalıdır.”


Röportaj: Aşkın Yaka

6 Haziran 2014 Cuma

Gayrimenkul yatırımlarını İzmir’in hangi bölgelerine yapmalı?


Yeni pencerede
Gayrimenkul yatırımlarında, en çok tavsiye ettiğimiz bölgeler, kentlerin "gelişme ve genişleme" alanlarıdır. Dikkat edilmesi gereken pek çok unsur olmakla birlikte, bu bölgelerde yatırım yapanlar genellikle yanılmazlar. Ancak bölge seçimi ile birlikte yatırımın geri dönüş süresi ve gayrimenkulün cinsi konularındaki tercihler de dikkate alınmalıdır. Örneğin; orta vadeli rant beklentisi ile (3-5 yıl) Güzelbahçe Yelki bölgesinden alınacak ticari bir bina doğru bir tercih olmayacaktır. Çünkü bölgedeki nüfus artış hızına bakıldığında 3-5 yıla kadar ticari hareketlilik sağlayacak potansiyele erişemeyeceği görülmektedir.  Dolayısı ile bu bölgede orta vadeli kazanç hedefleri için, üst planlamaya alınmış, ancak henüz uygulama görmemiş araziler daha uygundur.

Gaziemir’den İşyeri ve konut
Gaziemir bölgesi, nüfus artış hızı en yüksek olan ilçelerden birisidir. Bu bölgede ticari hareketlilik giderek artmaktadır.  Çoğalan nüfusun yanı sıra  ilçenin güneyindeki depolama alanları, havalimanı, Ebso ve Karabağlar’ı Gaziemir’e bağlayan  Akçay Caddesi, ilçedeki ticari hareketliliğe ivme kazandıran önemli unsurlardır. Dolayısı ile bu bölgeden satın alınacak ticari taşınmazlar kısa ve orta vadede yatırımcının yüzünü güldürecektir. Diğer yandan Gaziemir’in batısındaki Irmak Mahalle’si de hızla gelişmektedir. Bu bölgedeki düzenli ve nitelikli yapılaşmaya yoğun bir talep vardır. Talebe bağlı olarak fiyatlar da artmaktadır. Henüz gelişme aşamasında iken bu bölgeden konut satın alanlar orta vadede kazanç elde edeceklerdir.

Buca’dan sanayi arsası ve öğrenci evi
Buca Adatepe Mahallesi’ndeki sınırlı alana sahip olan organize sanayii bölgesi , lojistik açıdan stratejik öneme sahiptir. Ayrıca yakın çevrede başka bir organize sanayii bölgesi yoktur. Özellikle son 1 yıldır artan talep,  arsa fiyatlarını bir miktar tırmandırsa da halen orta vadeli yatırım için idealdir.
Buca’da 9 Eylül Üniversitesi Tınaztepe yerleşkesine yakın bölgelerde (Kuruçeşme, Yıldız mahallesi) öğrenciye kiraya vermek amacı ile küçük metrajlı daireler alınabilir. Bölgedeki yurtların yetersiz kalması nedeni ile öğrenciler tarafından küçük metrajlı dairelere yoğun bir talep vardır. Bölgedeki meskenlerden elde edilen kira getirisinde amortisman süresi, yaklaşık olarak işyerlerinden beklenen süre kadardır. ( 144 ay)

Urla Gülbahçe’den öğrenci evi Barbaros’tan arsa-arazi
Urla Gülbahçe Köyü’nde bulunan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) öğrenci kapasitesi hızla artan bir üniversitedir. Ancak yurt kapasitesi oldukça sınırlıdır. Bölgedeki imar durumu çok katlı yapılaşmaya izin vermemektedir. Dolayısı ile Gülbahçe ve çevresindeki villalar ile müstakil konutlara öğrenciler ve üniversite personeli tarafından yoğun bir talep vardır. Birçok villa sahibi, evlerini kışın öğrencilere yazın da yazlıkçılara kiraya vererek, emsal değerdeki işyerlerinden elde edilen kiralardan daha yüksek kira bedelleri almaktadır.
İYTE Kampüsü’nün batı kısmı, imar planında “teknoloji geliştirme bölgesidir”. Bu bölge Barbaros Köyü’nün sınırlarına komşudur. Dolayısı ile orta ve uzun vadede kazanç sağlamak isteyenler Barbaros  ve yakın köyler olan Uzunkuyu, Zeytinler ve Birgi’den arsa – arazi satın  alabilirler.

İzmir ve yakın çevresinde gayrimenkul yatırımı yapılabilecek diğer bölgeleri bir sonraki sayımızda paylaşmak dileği ile.