16 Ağustos 2016 Salı
Arazilere yatırım yapanlar dikkat!
Tarım
arazilerinin üretim işlevi ve çevresel etkileri göz ardı ediliyor
Son yıllarda ülkemizdeki tarım alanları genelinde ve ekim
yapılan tarım alanlarının toplamında ciddi bir azalma gözleniyor. TÜİK
verilerine göre 2001 yılında 40.967.000 ha olan toplam tarım alanı, 2015
yılında yaklaşık %6’lık bir azalma ile 38.566.000 ha’ya gerilemiş. Diğer yandan
ekilen tarım alanlarında yine 2001 ile 2015 yılları arasındaki 14 yıllık
dönemde 2.179.000 ha alan ile yaklaşık %14’lük bir azalma görülüyor. Başka bir
değişle ülkemizde, 14 yılda İzmir’in yüzölçümünün iki katından fazla tarım alanında
üretim durmuş.
Tarım alanlarının atıl hale gelmesinin birçok nedeni var
elbette. Bazı yanlış politikalar, mülkiyet sorunları, kırsal demografinin
değişimi, özellikle genç çiftçilerin azalması, arazilere erişim sorunları,
parsellerin dağınık parçalardan oluşması ve küçülmesi başlıca nedenler olarak
sıralanabilir.
Tarlaların
boş kalmasının bir sebebi de; “değer artış kazancı”
Tarım arazilerinde üretim yapılmamasının bir nedeni daha
var: “Değer artış kazancının, tarımsal üretimden sağlanacak kazançtan fazla
olması”. Özellikle tarım alanlarının sınırlı olduğu ve gelişme gösteren
bölgelerdeki arazilerin değerlerinde hızlı bir artış gözleniyor. Doğal olarak
yatırımcılar da bu bölgeleri tercih ediyorlar. Çiftçilerin türlü nedenlerle
satmak zorunda kaldıkları, yatırımcılar tarafından değer artışı yolu ile kazanç
sağlamak için alınan ve üretimden alıkonulan bu araziler, yıllarca atıl
vaziyette duruyor. Yatırımcıların çok büyük bir kısmı, satın aldıkları
arazilerin asıl işlevi olan tarımsal üretimi dikkate almıyorlar. Arazilerin
değer artışı kazancı çok daha cazip olduğundan tarımsal faaliyette bulunmayı
düşünmüyorlar. Fakat bu araziler, özellikle bulundukları bölgelerdeki sürdürülebilir
kırsal yaşam için hayati önem taşıyor.
Asıl üzücü olan, değeri artan bu arazileri ilk sahiplerinin
de bir yatırım aracı olarak görmeye başlaması. Böylece, artan değerine oranla
çok düşük kalan tarımsal geliri için ekim yapmaktansa, ihtiyaçlarını araziyi
satarak karşılamayı tercih ediyorlar.
Tarım
arazisine sahip olmak sorumluluktur.
Bilindiği gibi, bir üretim aracının işleyişini durdurmak
önemli bir sorundur. Bu sorun sadece muhatabını değil, yakın çevreyi, ülkeyi ve
hatta tüm dünyayı olumsuz yönde etkileyebilir. Değer artışı beklentisi ile
satın alınan araziler, belki de sahiplerine ciddi rantlar sağlayabilir. Ancak
şu bir gerçek; üretimden alıkonulan her tarım arazisi aslında sahibi de dâhil
olmak üzere herkesi dolaylı olarak olumsuz yönde etkiler. Üretimden alıkonulan tarım arazileri, ülke
çıkarlarına zarar verir. İstihdamı düşürür, köyden kente göçü tetikler.
Bölgesel kalkınmayı yavaşlatır. Dolaylı olarak geleneklerin, göreneklerin ve
kültürün yok olmasına neden olur. Tarım arazilerini yatırım amacı ile edinen
kişilerin ya da ekimi bırakan çiftçilerin aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da
üstlendiklerini bilmeleri gerekir.
Bir tarım arazisini satan çiftçi türlü sebeplerle zaten
üretimi bırakmış da olabilir. Ancak bu durum, arazi el değiştirdiğinde de
üretim yapılmamasına bahane olamaz.
Değer artışı yüksek olan bölgelerdeki arazilerin maliyeti
ile, tarımsal ürünlerden elde edilecek gelirin amortisman hesaplarına girmek
elbette tatmin edici sonuçlar vermeyecektir. Burada önemli olan, üretim yapılan
arazinin çevresel olumlu etkileri ile kırsal yaşamın sürdürülmesidir.
Arazi
sahiplerine bir çağrımız var: “Tarlanızı kiraya verin”
Değer artışı beklentisi ile hareket eden, tarımsal üretim
yapılmayan arazilerin sahiplerine bir çağrımız var. Tarım arazilerinizi yatırım
sürecinizde üretimden alıkoymayın. Arazinizi kendiniz işlemiyorsanız başkalarının,
özellikle de yerli halkın işlemesine izin verin. Hatta teşvik edin. Araziden
sağlanacak ve sizin için önemli olmayan tarımsal gelirin, bir başkası için
hayati önemi olabilir.
Kırsal bölgelerdeki sürdürülebilir yaşamın birinci faktörü
topraktır. Bu bilinç ve kaygıyla, arazinin küçük olması, bölgesinde su
olmaması, elde edilecek gelirin düşük bulunması gibi nedenlerle araziler boş
bırakılmamalıdır. Gerekirse diğer arazi sahipleri ile müşterek hareket
edilmeli, ekonomik değeri yüksek alternatif tarım ürünleri araştırılmalı,
tarıma uygun koşulları iyileştirmek için çareler aranmalıdır. Ayrıca çoğu zaman
arazilerin değer kazanmasının başlıca sebebi çevresindeki kırsal yaşamın
sürüyor olmasıdır. Sahip olduğunuz tarım arazisinin ekilip işlenerek bölgede istihdam
yaratması, bölgedeki ekonomik ve sosyal hareketliliği sağlayacak ve arazinizin
değerini de dolaylı olarak artıracaktır.
Ürün
yetiştirmeyecekseniz etrafını çevirmeyin.
Sahip olunan arazilerin etrafı, tarımsal faaliyette
bulunulmayacaksa
, ya da ekilecek ürünün korunması gerekmiyorsa çevrilmemelidir.
Arazinin etrafının çevrilmesi, gereksiz
maliyetin dışında, kullanılan bazı malzemeler nedeni doğaya zarar da
vermektedir. Ayrıca tarımsal üretim yapan diğer arazi sahiplerinin arazilerine
ulaşmalarını engellenmekte ya da zorlaştırmaktadır. Bu durum bölgedeki tarımsal
aktivitenin maliyetlerini de artırmaktadır. Diğer yandan çitler, yaban
hayvanlarının da serbest dolaşımını zorlaştırmakta veya engellemektedir. Böylece onların beslenmesine ve üremesine de
engel olunmaktadır.
18 Ekim 2015 Pazar
Kriz dönemlerinde ne yapmalı?
Kriz kapıyı çalınca gayrimenkul yatırımcıları ne yapmalı? Almalı mı? Satmalı mı? Beklemeli mi?
Ekonomik, siyasi ya da farklı nedenlere bağlı olarak gelişen kriz
dönemlerinde, gayrimenkul yatırımcıları kaygılanabilir. Bu kaygı paniğe
dönüşürse büyük hatalara yol açabilir. Peki ne yapacağımıza nasıl karar
verebiliriz? Karar verirken nelere dikkat etmeliyiz?
Böyle durumlarda nasıl bir yol izleneceği birçok kritere bağlıdır.
Öncelikle oluşan krizin olası süresi ve etkileri konusunda gerçekçi öngörülerde
bulunmaya çalışmak gerekir. Kulaktan dolma bilgiler ve duygusal yaklaşımlar
yanıltıcıdır. Yurt içindeki ekonomik ve siyasi konularda otorite sayılan kişi
ve yayınlar kadar, yurt dışındakilerin de durumu nasıl değerlendirdikleri
önemlidir. Uluslararası kredi değerlendirme kuruluşlarının kredi notlarında
yapacakları değişiklikler ciddiye alınmalıdır. Özel ve resmi istatistik
kurumlarının verileri incelenmelidir. Gayrimenkulde yatırım hedefleniyorsa kısa
vadeli dalgalanmalar pek dikkate alınmaz. Daha çok, orta ve uzun vadeli
olumsuzlukların üzerinde durulmalıdır. Ancak kısa vadede ihtiyaca bağlı bir
satış hazırlığı varsa fiyatı düşürmek gerekebilir.
Kriz dönemleri fırsat dönemleridir
Kriz dönemlerinde sermaye doğal olarak ürkek davranır. Rayicinde olan
ürünlerin satışı bile, elzem bir ihtiyaca hitap etmediği sürece yavaşlar.
Dolayısı ile fiyatlar rayicin altına düşer. Sadece çok avantajlı ya da okazyon
gayrimenkuller alıcı bulur. Kriz derinleştikçe ve süresi uzadıkça nakit
ihtiyacına bağlı olarak satışa çıkan gayrimenkullerin fiyatı daha da
düşecektir. Bu nedenle kriz dönemlerini fırsat dönemleri olarak değerlendirmek
yanlış olmayacaktır.
Hangi gayrimenkuller alınabilir?
Kriz dönemlerinde ilk satışa çıkarılan gayrimenkuller, yatırım değeri en
düşük olanlardır. Bu dönemde çoğunlukla yazlıklar ve ikinci konutlar pazara
çıkar. Ancak bu tip gayrimenkullerin fiyatı gerilese de çoğunlukla yatırım değerleri
düşük olduğu için alıcıları azdır. Yatırıma daha elverişli olan gayrimenkuller,
krizin ilerleyen dönemlerinde pazara çıkacaktır. Bu nedenle alım için
acele etmemek gerekir. Yatırım için gelişmekte olan bölgeler daha avantajlıdır.
İmar sınırına yakın ve üst planlarda yerleşim alanı olarak belirlenmiş, ulaşımı
kolay araziler yatırım için tercih edilebilir ayrıca güvenilir inşaat
şirketlerinin devam eden projelerindeki ürünlerde de fiyat avantajı
sağlanabilir.
Hangi gayrimenkuller satılabilir?
Krizler her ne kadar fırsatların kapısını aralasa da, dikkatli olunmalıdır.
Yatırımcılar, krizin uzun sürebileceğini de düşünerek paralarının tamamını
gayrimenkule yatırmamalı ve bir miktar nakitte ya da nakite kolay çevrilebilen
diğer enstrümanlarda kalmalıdırlar. Nakitlerinin tamamını gayrimenkule yatırmış
olan yatırımcılar ise, olası ihtiyaçları için portföylerindeki bazı
gayrimenkulleri krizin başında satabilirler. Satış için portföyden seçilecek
gayrimenkullerde yatırım değeri en düşük olanlar tercih edilmelidir.
Takas seçeneği denenebilir
Kriz dönemlerinde nakit darlığı ve gayrimenkul pazarındaki yavaşlama,
fiyatların düşmesine neden olduğu kadar, satıcıların farklı müzakerelere açık
olmalarına da yol açar. Kriz öncesinde kısmi takas seçeneğine açık olmayan mal
sahipleri, müşteri bulmak konusunda zorlandıkça, takas tekliflerini de
değerlendirmeye başlayacaklardır. Dolayısı ile, portföyünüzde yatırım değeri
düşük olan gayrimenkulleri ya da değiştirmeyi düşündüğünüz aracınızı,
kriz döneminde kısmi takas yolu ile yatırım değeri yüksek bir gayrimenkule
dönüştürebilirsiniz.
Kiracılar kollanmalıdır
Kriz dönemlerinde, kiracısı olan yatırımcılar kiracılarını kollamalıdır.
Piyasaların kötüleşmesi pek çok sektörde ciroların düşmesine neden olur.
Dolayısı ile kiracılar, sabit giderleri arasında önemli bir orana sahip olan
kira bedellerini ödemekte güçlük çekebilirler. Böyle durumlarda kiracıyı
işyerinizden çıkartmak pek rasyonel olmayabilir. Çünkü bu dönemlerde mevcut
kiracıyı çıkartarak yeni bir kiracı arayışına girmek, dereyi geçerken at
değiştirmeye benzer. Hemen yeni bir kiracı bulmak mümkün olmayabilir. Bu
durum sizi büyük kira kayıplarına uğratabilir. Kriz dönemlerinde ödemelerinde
zorlandığını görülen kiracıların, kira bedelleri ötelenebilir, borçları varsa
yapılandırılabilir ve bazı kira ıskontoları uygulanabilir.
İşyeri satın alırken dikkatli olunmalıdır
Kira getirisi elde etmek için hareket eden yatırımcılar, kriz dönelerinde
daha dikkatli olmalıdır. Özellikle henüz içinde bir kiracı olmayan işyerleri
okazyon olmadıkça, amortisman süresi konusunda yanıltıcı olabilir. Çünkü kriz
dönemlerinde satın alınan işyerlerine uzun süre kiracı bulunamayabilir. Ya da
beklenen kira rayiçlerine ulaşılamayabilir. Bu olasılıklar dikkate alınmalı ve
işyerlerinde kriz öncesindeki rayiçlere göre hareket edilmemelidir.
1 Eylül 2015 Salı
Evinizi nasıl satacaksınız?
Evinizi
kendiniz satmak istiyorsanız nelere dikkat etmelisiniz?
Evinizi satışa çıkarmaya karar verdiğinizde, eğer kendiniz satmak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken birtakım unsurlar vardır. Aşağıda sıraladığımız başlıca unsurlar, evinizi en kısa sürede ve rayicinde satabilmenize yardımcı olacaktır.
Rayicin doğruluğundan emin olun
Her şeyden önce pazar koşullarına göre uygun olan fiyatı belirlemek gerekir. Yüksek fiyatla pazara çıkmak satış sürecini uzatır. Rayiç tespitinde emsal satışlar birinci derecede önemlidir. Öncelikle komşu dairelerden başlayarak yakın zamanda satışı gerçekleşmiş örnekleri bulmak gerekir. Satışı gerçekleşen daireler aynı büyüklüklerde değil ise m² birim fiyata indirgenerek karşılaştırılır. Bu arada yıpranma payı da dikkate alınmalıdır. Pazarda olan daireler için istenen fiyatları referans almak yanıltıcıdır. Satışı gerçekleşen emsallerin sayısı ne kadar çok olur ise tespit edeceğiniz rayicin doğruluğu o kadar güçlenecektir.
Dairenize yaptığınız masrafları, emsallere bakarak belirlediğiniz rayicin üzerine eklemek doğru olmaz. Bu masraflar dairenizin albenisini arttırabilir. Cüzi bir miktarda rayiç sınırını aşmanızı da sağlayabilir. Ancak ne yazık ki yaptığınız masrafın tamamını geri alabilmek kolay olmayacaktır.
Pazarlamaya yakın çevrenizden başlayın
Dairenizin satılık olduğunu duyurmaya komşularınızdan ve yakın çevrenizden başlamalısınız. Prestij kaybetme kaygısı gibi duygusal nedenlerle satışı gizlemeye çalışmak size zaman kaybettirir. Unutmayınız ki potansiyel alıcıların önemli bir bölümü yakın çevrenizdekilerdir ve satış er ya da geç duyulacaktır. Pazarlamanın başlıca kuralı, satışa konu olan ürünün ve faydalarının ilgi duyabilecek kişilere duyurulmasıdır. Eviniz ne kadar mükemmel olursa olsun, satılık olduğundan kimsenin haberi yoksa satamazsınız.
Geniş kitlelere ulaşın
Alıcının nereden geleceği belli olmaz. Bu nedenle mümkün olduğu kadar hedef profili içeren geniş bir kitleye ulaşmak gerekir. Başta afiş olmak üzere, internetteki ilan siteleri, gazeteler ve sosyal medya bu konuda etkilidir. Diğer yandan, çevresi geniş olan dostlarınız, komşularınız, kapıcınız ile çevredeki apartmanların kapıcıları ve mahalle esnafı bilgilendirilmelidir. Hazırlayacağınız bir el ilanını yakın çevrede dağıtmak da alıcıya ulaşmak için iyi bir yöntemdir. İlanlarınızdaki fotoğrafların evinizin tüm ayrıntılarını gösterecek sayıda olması ve netlikleri önemlidir. Pazarlama faaliyetlerinin doğal olarak birtakım masrafları olacaktır. Evinizin satışını hızlandırarak size zaman kazandıracak olan bu masraflardan kaçınmamalısınız.
Pazarlama sürecinin yönetimi
Evinizi pazara çıkardığınızda arayıp soranların sayısı en çok ilk günlerde olur. Çünkü bu dönemde arayanların içerisinde potansiyel alıcılar ile birlikte, emlakçılar ve evinin değerini karşılaştırmak isteyen komşular vardır. Dolayısıyla sayının fazla olması sizi yanıltmamalı ve satış sürecinin kısa olacağı konusunda umutlandırmamalıdır. Konutların raf ömrü 3-4 aydır ve pazarlama sürecinde arayanların sayısı giderek azalacaktır. İlk zamanlar arayanların çokluğundan etkilenen bazı satıcılar, “nasıl olsa çok alıcı var” diyerek fiyatı artırmaya kalkışırlar. Siz bunu yapmayın. Dünyanın en iyi pazarlamacısı bile bir ürünü rayicinin üzerinde satamaz. Rayiç tespitinizin doğruluğundan eminseniz, fiyatı duygusal nedenlerle yükseltmemelisiniz. Evinizin uzun süre pazarda kalması iyi değildir. Bu nedenle pazarlama sürecini iyi yönetmeli ve raf ömrünün geçmemesine özen göstermelisiniz.
Evinizi hazır olmadan göstermeyin
Evinizi çat kapı gelen müşterilere göstermeyin. Müşterilerle mutlaka randevulaşın. Böylece hazırlık için zamanınız olacaktır. Gayrimenkullerin satışında çoğu zaman, alım kararını tek kişi vermez. Bu nedenle müşteriye “evi görmesini istediğiniz başka kişiler de var mı?” diye sorarak onların da gelmesini isteyin.
Müşteri gelmeden önce evinizi iyice havalandırın. İstenmeyen kokuları giderin. Oda sıcaklığını normal değerlere göre ayarlayın. Perdeleri ve lambaları gözden geçirerek odaların aydınlık olmasını sağlayın. Evin düzenli ve temiz olmasına özen gösterin. Kapı, pencere, dolap, elektik anahtarı ve ampullerin sağlamlığını kontrol edin, eksik unsurlar varsa giderin. Isıtma soğutma maliyetleri, aidat, bina yaşı, komşuların profili, oturma ruhsatında belirtilen yüzey alanı ve sosyal altyapı unsurlarına uzaklık gibi sorulara hazırlıklı olun.
Müşteri geldiğinde nasıl davranmalısınız?
Müşteri evi gezerken, kendi eviymiş gibi önden yürümesini sağlayın. Evin her köşesini gösterin. Gerekmedikçe konuşmayın. Evinizi öven söylemlerde bulunmanız itici gelebilir. Fayda sağlayan ve müşterinin görmediği özelliklerinden bahsedin. Müşterinin ev ile teması önemlidir, kapılara, dolaplara, duvarlara vb. dokunmasını sağlayın. Evi nasıl kullanacağını hayal etmesine yardımcı olun.
Müşterinin haklı itirazlarını yok saymaya çalışmayın ve evin kusurları saklamayın, kusurların nasıl giderileceğini anlatarak, kafasında sorun haline getirmesini engelleyin. Çok soru soran ve itirazlarda bulunan müşteri gerçek alıcıdır. Soru ve itirazlarına sinirlenmeyin.
Evinizi görmeye gelecek olan kişiyi tanımıyorsanız, güvenlik açısından yalnız karşılamamaya dikkat edin.
Tekliflerin değerlendirilmesi
Gelen her teklifi önemseyin. Beklentinizin çok altında da olsa müzakere ihtimalini düşünerek kapıyı kapatmayın. Tartışmaya girmeden, verilen teklif için teşekkür edin ancak çok düşük bulduğunuz belirtin. Teklif verenlerin iletişim bilgilerini kaydedin. Anlaşma sağlayabileceğiz sınıra yaklaştığınızda çok katı olmayın. Alıcının hoşunuza gitmeyen davranışlarını görmezden gelin, sinirlerinize hâkim olun ve duygusal davranmayın. Anlaşma sağladığınız anda cüzi de olsa hemen kaporanızı alın ve satış tarihini çok uzatmayın.
Gayrimenkul satışlarında dikkat edilmesi gereken daha pek çok unsur bulunmakla birlikte belirttiğimiz unsurların size faydalı olacağına inanıyoruz.
Evinizi satışa çıkarmaya karar verdiğinizde, eğer kendiniz satmak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken birtakım unsurlar vardır. Aşağıda sıraladığımız başlıca unsurlar, evinizi en kısa sürede ve rayicinde satabilmenize yardımcı olacaktır.
Rayicin doğruluğundan emin olun
Her şeyden önce pazar koşullarına göre uygun olan fiyatı belirlemek gerekir. Yüksek fiyatla pazara çıkmak satış sürecini uzatır. Rayiç tespitinde emsal satışlar birinci derecede önemlidir. Öncelikle komşu dairelerden başlayarak yakın zamanda satışı gerçekleşmiş örnekleri bulmak gerekir. Satışı gerçekleşen daireler aynı büyüklüklerde değil ise m² birim fiyata indirgenerek karşılaştırılır. Bu arada yıpranma payı da dikkate alınmalıdır. Pazarda olan daireler için istenen fiyatları referans almak yanıltıcıdır. Satışı gerçekleşen emsallerin sayısı ne kadar çok olur ise tespit edeceğiniz rayicin doğruluğu o kadar güçlenecektir.
Dairenize yaptığınız masrafları, emsallere bakarak belirlediğiniz rayicin üzerine eklemek doğru olmaz. Bu masraflar dairenizin albenisini arttırabilir. Cüzi bir miktarda rayiç sınırını aşmanızı da sağlayabilir. Ancak ne yazık ki yaptığınız masrafın tamamını geri alabilmek kolay olmayacaktır.
Pazarlamaya yakın çevrenizden başlayın
Dairenizin satılık olduğunu duyurmaya komşularınızdan ve yakın çevrenizden başlamalısınız. Prestij kaybetme kaygısı gibi duygusal nedenlerle satışı gizlemeye çalışmak size zaman kaybettirir. Unutmayınız ki potansiyel alıcıların önemli bir bölümü yakın çevrenizdekilerdir ve satış er ya da geç duyulacaktır. Pazarlamanın başlıca kuralı, satışa konu olan ürünün ve faydalarının ilgi duyabilecek kişilere duyurulmasıdır. Eviniz ne kadar mükemmel olursa olsun, satılık olduğundan kimsenin haberi yoksa satamazsınız.
Geniş kitlelere ulaşın
Alıcının nereden geleceği belli olmaz. Bu nedenle mümkün olduğu kadar hedef profili içeren geniş bir kitleye ulaşmak gerekir. Başta afiş olmak üzere, internetteki ilan siteleri, gazeteler ve sosyal medya bu konuda etkilidir. Diğer yandan, çevresi geniş olan dostlarınız, komşularınız, kapıcınız ile çevredeki apartmanların kapıcıları ve mahalle esnafı bilgilendirilmelidir. Hazırlayacağınız bir el ilanını yakın çevrede dağıtmak da alıcıya ulaşmak için iyi bir yöntemdir. İlanlarınızdaki fotoğrafların evinizin tüm ayrıntılarını gösterecek sayıda olması ve netlikleri önemlidir. Pazarlama faaliyetlerinin doğal olarak birtakım masrafları olacaktır. Evinizin satışını hızlandırarak size zaman kazandıracak olan bu masraflardan kaçınmamalısınız.
Pazarlama sürecinin yönetimi
Evinizi pazara çıkardığınızda arayıp soranların sayısı en çok ilk günlerde olur. Çünkü bu dönemde arayanların içerisinde potansiyel alıcılar ile birlikte, emlakçılar ve evinin değerini karşılaştırmak isteyen komşular vardır. Dolayısıyla sayının fazla olması sizi yanıltmamalı ve satış sürecinin kısa olacağı konusunda umutlandırmamalıdır. Konutların raf ömrü 3-4 aydır ve pazarlama sürecinde arayanların sayısı giderek azalacaktır. İlk zamanlar arayanların çokluğundan etkilenen bazı satıcılar, “nasıl olsa çok alıcı var” diyerek fiyatı artırmaya kalkışırlar. Siz bunu yapmayın. Dünyanın en iyi pazarlamacısı bile bir ürünü rayicinin üzerinde satamaz. Rayiç tespitinizin doğruluğundan eminseniz, fiyatı duygusal nedenlerle yükseltmemelisiniz. Evinizin uzun süre pazarda kalması iyi değildir. Bu nedenle pazarlama sürecini iyi yönetmeli ve raf ömrünün geçmemesine özen göstermelisiniz.
Evinizi hazır olmadan göstermeyin
Evinizi çat kapı gelen müşterilere göstermeyin. Müşterilerle mutlaka randevulaşın. Böylece hazırlık için zamanınız olacaktır. Gayrimenkullerin satışında çoğu zaman, alım kararını tek kişi vermez. Bu nedenle müşteriye “evi görmesini istediğiniz başka kişiler de var mı?” diye sorarak onların da gelmesini isteyin.
Müşteri gelmeden önce evinizi iyice havalandırın. İstenmeyen kokuları giderin. Oda sıcaklığını normal değerlere göre ayarlayın. Perdeleri ve lambaları gözden geçirerek odaların aydınlık olmasını sağlayın. Evin düzenli ve temiz olmasına özen gösterin. Kapı, pencere, dolap, elektik anahtarı ve ampullerin sağlamlığını kontrol edin, eksik unsurlar varsa giderin. Isıtma soğutma maliyetleri, aidat, bina yaşı, komşuların profili, oturma ruhsatında belirtilen yüzey alanı ve sosyal altyapı unsurlarına uzaklık gibi sorulara hazırlıklı olun.
Müşteri geldiğinde nasıl davranmalısınız?
Müşteri evi gezerken, kendi eviymiş gibi önden yürümesini sağlayın. Evin her köşesini gösterin. Gerekmedikçe konuşmayın. Evinizi öven söylemlerde bulunmanız itici gelebilir. Fayda sağlayan ve müşterinin görmediği özelliklerinden bahsedin. Müşterinin ev ile teması önemlidir, kapılara, dolaplara, duvarlara vb. dokunmasını sağlayın. Evi nasıl kullanacağını hayal etmesine yardımcı olun.
Müşterinin haklı itirazlarını yok saymaya çalışmayın ve evin kusurları saklamayın, kusurların nasıl giderileceğini anlatarak, kafasında sorun haline getirmesini engelleyin. Çok soru soran ve itirazlarda bulunan müşteri gerçek alıcıdır. Soru ve itirazlarına sinirlenmeyin.
Evinizi görmeye gelecek olan kişiyi tanımıyorsanız, güvenlik açısından yalnız karşılamamaya dikkat edin.
Tekliflerin değerlendirilmesi
Gelen her teklifi önemseyin. Beklentinizin çok altında da olsa müzakere ihtimalini düşünerek kapıyı kapatmayın. Tartışmaya girmeden, verilen teklif için teşekkür edin ancak çok düşük bulduğunuz belirtin. Teklif verenlerin iletişim bilgilerini kaydedin. Anlaşma sağlayabileceğiz sınıra yaklaştığınızda çok katı olmayın. Alıcının hoşunuza gitmeyen davranışlarını görmezden gelin, sinirlerinize hâkim olun ve duygusal davranmayın. Anlaşma sağladığınız anda cüzi de olsa hemen kaporanızı alın ve satış tarihini çok uzatmayın.
Gayrimenkul satışlarında dikkat edilmesi gereken daha pek çok unsur bulunmakla birlikte belirttiğimiz unsurların size faydalı olacağına inanıyoruz.
26 Şubat 2015 Perşembe
Gayrimenkulde en çok merak edilen 6 soru
Gayrimenkul konusunda merak edilen birçok konu içerisinden özellikle son dönemde en sık sorulan altı soru ile cevaplarını şöyle sıralayabiliriz;
Satın alacağım arsanın, tapuda belirtilen yer olduğundan nasıl emin olabilirim?
Satın alacağınız arsa veya arazinin, tapuda belirtilen yer olup olmadığını öğrenmenin en sağlıklı yolu, bir haritacıdan hizmet alınmasıdır. Bu hizmet kapsamında, sadece parsel yerinin tespiti değil, sınırlarının da kontrol edilmesi sağlanabilir. Böylece konu olan parselin sınırlarında bir kayma olup olmadığı da anlaşılmış olur.
Diğer bir yöntem ise Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün resmi web sitesindeki “parsel sorgulama” menüsünü kullanmaktır.Bu menüden ulaşacağınız ara birimden, idari sorgulama seçeneği ile parselin tapu bilgilerini girerek, uydu görüntüsü üzerindeki yerini görebilirsiniz. Coğrafi sorgulama seçeneği ise, parselin üzerindeki herhangi bir noktanın enlem ve boylam numaralarını girerek tapu bilgisine ulaşabilmenizi sağlar.
Satın aldığım daire bir başkasına ait olabilir mi?
Evet, böyle bir durumla karşılaşma olasılığı vardır. Binaların, projelerindeki, daire, dükkân, depo gibi bağımsız bölümlere verilen numaralarla, belediyelerin oluşturduğu numarataj krokileri arasında farklılık olabilmektedir. Tapulama işleminde proje esas alınmaktadır. Dolayısıyla belediyenin verdiği kapı numarasına göre satın alınan bir bağımsız bölüm, aslında tapuda bir başkasına ait olabilir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için satın alma işleminden önce mutlaka binanın projesi incelenmeli ve konu olan bağımsız bölümün tapuda belirtilen yer olup olmadığını kontrol edilmelidir.
Gayrimenkul satışını gerçek değerden göstermezsem ne olur?
Gayrimenkul satışlarının belediye rayicinden gösterilmesinin yeterli olduğu yönünde bir algı var. Ancak bu yanlıştır. Gayrimenkul satışının gerçek değer üzerinden gösterilmesi gerekir. Yasal olan budur. Alıcıyı da satıcıyı da ilgilendiren bu konu, satış sonrasında büyük sıkıntılara yol açabilir. Alım satım harçlarının düşük olması ya da, değer artışı kazancı vergisinden kurtulmak için satışın gerçek değerden gösterilmemesi, satış sonrasında tarafları daha büyük maliyetlerle karşı karşıya getirebilir. Haklı gerekçelerle açılan satış iptal davaları sonrasında gayrimenkulü geri vermek zorunda kalan alıcı satışı gerçek değer üzerinden göstermemenin bedelini çok ağır ödeyebilir. Ya da Maliye tarafından gerçek değerin gizlendiği tespit edilirse, hem değer artış kazancı vergisi hem de alım-satım harçlarında cezalı duruma düşülecek ve maliyet daha ağır olacaktır.
Gayrimenkulde değer artışı kazancı nasıl hesaplanır?
Gelir Vergisi Kanunu’nun 80 inci maddesi uyarınca, gayrimenkulünüzü alış tarihinde itibaren 5 yıl içerisinde elden çıkarmanız durumunda, değer artışı kazancı vergisi gündeme gelmektedir. Ancak Miras, Bağış vb. şekilde bedelsiz olarak edindiğiniz mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar vergilendirilmez.
Değer artışı kazancı, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ile hesaplanmaktadır. Alış ve satış tarihleri arasında ÜFE endeks artış oranlarının %10 ve üzerinde olan kısmı vergilendirilir. ÜFE oranları aylık olarak yayınlandığı için alınan ve satılan ayların değil, bir önceki ayın ÜFE oranları kullanılır. Satın aldığınız gayrimenkulün üzerine kalıcı olarak eklediğiniz faturalı unsurlar varsa, bunların bedelleri de gayrimenkulün maliyetine dâhil edilir. Hesaplanan bedele farklı dilimlerde %15 ila %35 arasında vergi tahakkuk eder. Ancak gayrimenkullerin vergilendirilmesinde, Gelir İdaresi’nin her yıl belirlediği istisna oranı, hesaplanan bedelden düşülür. 2015 yılı için değer artış kazancı istisnası 10.600 TL’dir.
Rayicin doğruluğunu gösteren başlıca kriterler nelerdir?
Satın alacağınız gayrimenkulün rayicinden emin olmak istiyorsanız en geçerli yöntem SPK onaylı bir eksperlik bürosundan hizmet almaktır. Ancak yaklaşık olarak bir sonuca ulaşmak sizi tatmin edecekse, konu olan gayrimenkulün bölgesinde, satışı gerçekleşen emsallerle karşılaştırma yöntemi oldukça geçerlidir. Satın alacağınız gayrimenkulün çevresinde yakın zamanda “satışı gerçekleşen” emsalleri tespit edip satış fiyatlarını m² bazına indirgeyerek gayrimenkulünüz ile kıyaslayabilirsiniz. Pazarda henüz satış sürecinde olan ürünlerin fiyatları sizi yanıltabilir. Özellikle 6 aydan daha fazla süredir pazarda olan ürünlerin başka bir handikabı yok ise, büyük bir olasılıkla fiyatları rayicin üzerindedir.
Diğer yandan kira getirisi de rayiç hakkında ipucu verebilir. Konutlarda 240 ay/kira olarak kabul edilen amortisman süresi, işyerlerinde 144ay/kira’dır. Ancak kira getirisi üzerinden rayiç tespiti, bölgeye, arz ile talebe ve içinde bulunulan döneme göre değişkenlik gösterip yanıltıcı olabilir.
Gayrimenkulün maliyetini hesaplayarak da yaklaşık rayice ulaşabilirsiniz. Bölgedeki arsa fiyatları, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın inşaat metrekare birim fiyatları ve müteahhit kârı toplanarak rayice ulaşmak mümkündür. Ancak binanın konumu, şerefiyesi, yaşı ve yıpranma oranı da dikkate alınmalıdır.
Kat irtifaklı tapu ile kat mülkiyetli tapu arasındaki fark nedir?
İnşaatı biten bir yapının kat, daire, büro, dükkân, depo gibi bağımsız bölümleri üzerinde bağımsız mülkiyet hakları kurulabilmesi kat mülkiyeti olarak ifade edilir.
Arsa üzerinde, henüz bina olmadan ya da inşaat halinde iken kurulan mülkiyet haklarına da kat irtifakı denilmektedir.
Dolayısı ile bir tapu kat mülkiyetli ise, konu olan binada oturma ruhsatının alınmış olduğu anlaşılır. Kat irtifaklı tapu ise konu olan taşınmazın henüz inşaat aşamasında olduğunu ya da henüz oturma ruhsatının olmadığını gösterir. Ancak oturma ruhsatı alınmasına rağmen, mal sahibinin tapusunu yenilememiş olma ihtimalini de dikkate almak gerekir.
11 Aralık 2014 Perşembe
Yarımada susuzluk tehdidi altında (Röportaj)
Çeşme-Karaburun Yarımadası’nın özellikle
kıyı kesimlerindeki yeraltı sularında tespit edilen tuzlanmanın, kısa vadede
artacağından endişe ediliyor. Karaburun, Mordoğan, Çeşme, Ildırı, İçmeler ve
Seferihisar’da kıyıya yakın bölgelerdeki yeraltı sularında, özellikle suyun çok
kullanıldığı yaz aylarında, tuzlanma oranının kabul edilebilir limitlerin
üzerine çıktığı belirtiliyor. Ayrıca küresel ısınmanın etkisi ile yüzey
sularının azalması veya farklı nedenlerle kirlenmesine bağlı olarak, ihtiyacın
çok büyük bir kısmı yeraltı sularından sağlanmakta. Ancak yeraltı sularının
ihtiyacı ne kadar süre karşılayacağı belirsiz. Çünkü bu konuda yapılan bilimsel
çalışmaların yetersiz olduğu söyleniyor. Yeraltı sularının potansiyelinin
bilinmediği, açılan artezyen kuyuları hakkında herhangi bir envanter çalışmanın
yapılmadığı belirtiliyor.
İzmir Yüksek
Teknoloji Enstitüsü, İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper
Baba ile görüştüm. Su kaynakları, yeraltı suları, yeraltı suyu kirliliği,
hidrojeoloji, jeotermal enerji, çevre jeolojisi ve mühendislik jeolojisi
konularında uzman olan Baba, TÜBİTAK tarafından Karaburun Yarımadası’nda
yürütülen, yeraltı su potansiyellerinin belirlenmesi, denize boşalımların
saptanması, deniz suyu girişimi modellenmesi ve nedenlerinin ortaya konmasını
hedefleyen projeyi yönetiyor.
Yeraltı suları hayati önem taşıyor
Baba, yeraltı sularının önemi hakkında
şunları söylüyor: “Yarımada’daki bütün köylerin içme suları, yeraltı suyu
kaynaklarından sağlanmaktadır. Küresel ısınmanın etkisi ile azalan yüzey
sularının ihtiyacı karşılayabilmesi mümkün değildir. Örneğin DSİ tarafından
yapılan Alaçatı Barajı’ndaki doluluk oranı 2014 yılı itibarı ile %3’tür. Ayrıca
yüzey sularının farklı sebeplere bağlı olarak kirlenmesi de kullanımı
sınırlandırmaktadır. Dolayısı ile yeraltı suları Yarımada için hayati önem
taşımaktadır.”
Tuzlanma hızla artıyor
“Karaburun Yarımadası, tektonik bir yapıya
sahiptir. Özellikle kireçtaşlarının içinde gelişen ve denizle bağlantılı
karstik boşluklar, yeraltı sularının büyük bir bölümünün denize boşalmasına
neden olmaktadır. Bu kayaçlar, Yarımada’nın büyük bir kısmını kapsamaktadır.
Proje dâhilinde, İller Bankası, Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü ve özel
şahıslar tarafından birçok gözlem amaçlı sondaj yapılmıştır. Şu anda ağırlıklı
olarak Ildırı ve çevresinde bulunan sondajların derinliği yer yer 257 m’yi bulmaktadır.
Kıyıya yakın kesimlerde açılmış olan sondajlarda tuzlanmalar gözlenmiştir.
Tuzlanma sadece bu bölgeye özel değildir. Tuzlanma, Yarımada’nın genelinde,
hatta İzmir’de dâhil olmak üzere, özellikle kıyıya yakın bölgelerdeki yeraltı
sularında, suyun çok kullanıldığı dönemlerde artmaktadır. Yeraltı sularının
yoğun bir şekilde kullanımı ile deniz suyu girişimleri oluşmakta ve bu da
tuzlanmayı artırmaktadır.”
Yakında susuz kalabiliriz
Bilimsel çalışmalar doğrultusunda
saptanacak önlemler zamanında alınmazsa Yarımada’nın kısa bir süre sonra, susuz
kalabileceğini söyleyen Baba şöyle devam ediyor. “Şu ana kadar elde ettiğimiz
verilere bakarak, yeraltı sularının geleceği ile ilgili çok ciddi kaygılar
taşıyoruz. Ancak neler yapılabileceği konusunda bir yol haritası çizebilmemiz
için, tüm Yarımada genelindeki bilimsel çalışmaların tamamlanması gerekiyor. Bu
maliyetli ve zaman alacak süreç için Belediye ve diğer ilgili kurumların
desteği şart. Bölgenin jeolojik özellikleri ile ilgili çok sayıda araştırma
olmasına rağmen, hidrojeolojisi ile ilgili çalışmalar son derece az. Çoğu
çalışma ise bölgesel boyutta. Hidrojeolojik çalışmaların yapılarak yeni gözlem
kuyularının açılması, elde edilecek verilere göre çekimlerin kontrol altına
alınması, kaynak debilerinin ve EC değerlerinin düzenli olarak ölçülmesi, yeni
kuyuların da bu çalışmalar ışığında açılması son derece önemli.”
Deniz suyu çözüm değil
Deniz suyunun tatlı suya dönüştürülmesini
bir çözüm yolu olarak görenlerin de olduğunu belirten Baba, bu işlemin çok
maliyetli ve pratik olmayan bir yöntem olduğunu, bu nedenle farklı çözüm
yolları aramak yerine, acilen mevcut kaynakların korunması konusunda harekete geçilmesi
gerektiğini söylüyor.
Jeotermal kaynaklarımızın kıymetini
bilmiyoruz
Yarımada üzerindeki yeraltı sularımızda
olduğu gibi jeotermal kaynaklarımız konusunda da yeterli bilimsel çalışmaların
yapılmadığına değinen Baba şunları söylüyor: “Jeotermal kaynaklarımızın
Yarımada’nın kalkınması konusunda önemli bir etkisi olabilir. Özellikle termal
turizmi kalkınma için önemli bir sektördür. Fakat maalesef bu güne kadar
yeterli girişimlerde bulunulmamıştır. Örneğin Urla İçmeler ’deki termal kaynak,
Romalılar döneminde bile önemli bir tedavi merkezi olarak kullanılıyordu. Fakat
bu kaynak halen atıl durumdadır.”
“Yeraltı sularında olduğu gibi, jeotermal
kaynaklarımızın durumu da bilimsel çalışmalarla tespit edilmeli ve bu verilere
bağlı uygun projeler geliştirerek ekonomiye kazandırılmalıdır.”
Röportaj: Aşkın Yaka
Etiketler:
alper baba,
barbaros,
hidrojeoloji,
ıldırı,
içme suyu,
içmeler,
karaburun,
mordoğan,
seferihisar,
yarımada,
yeraltı suları
22 Ekim 2014 Çarşamba
Gayrimenkulde kazancın sırları
Gayrimenkul yatırımları için “alan her zaman kazanır” denir.
Büyük riskler ve hatalar içeren yatırımlar yapılmadığı sürece gayrimenkulden
zarar etmek pek mümkün değildir. Almanın da, satmanın da zamanını ve koşullarını
iyi saptamak gerekir. Böylece yatırımınızın süresini ve kazancınızın oranını
olumlu yönde etkileyebilirsiniz.Bütçe oluşturmak
Paranızın tamamını satmak üzere alacağınız gayrimenkullere bağlamayın. Zorunlu giderleriniz için bir miktar nakit akışı sağlayacak kiralık gayrimenkulleriniz olmalıdır. Ayrıca yeni fırsatları kaçırmamak için hazırda duran nakdiniz de bulunmalıdır. Gayrimenkul yatırımlarında krediye başvurmayın. Zaman konusunda yanılabilirsiniz ve gereksiz yere faiz ödemek durumunda kalabilirsiniz. Araziler uzun, arsalar ise kısa vadeli yatırımlar için uygundur. Yatırım sepetinizde her ikisinden de bulunmalıdır.
Doğru gayrimenkulü
belirlemek
Gayrimenkul yatırımlarında, gelişmekte olan bölgeler
öncelikli yatırım alanlarıdır. Arsa, arazi, mesken ya da işyeri fark etmez. Ulaşımın
kolay olduğu, istihdam sağlayacak tesislere, hastane, okul, alışveriş merkezi
gibi sosyal unsurlara yakın, planlanmış imar alanlarının sınırlarında ya da
yakınlarında bulunan gayrimenkuller daima kazanç sağlar.
Gelişim sürecini tamamlamış, fiyatları belli bir doygunluğa
ulaşmış bölgeler, yatırımcıya oransal olarak daha düşük karlar sağlayacaktır.
Gayrimenkulün türü ne olursa olsun, satılabilirliğini
olumsuz yönde etkileyecek handikapları olmamalıdır. Hitap ettiği alıcı profili
mümkün olduğu kadar geniş olmalıdır. Yapılardaki sıra dışı mimari özellikler,
fonksiyonel olmayan unsurlar, aşırı büyük meskenler, gerek fiyat gerekse
özellikleri itibarı ile çevresi ile uyum sağlamayan ürünler kazancı ve satış
hızını kısıtlar.
Bir gayrimenkulün değerini etkileyen en önemli faktör
bölgesidir. Satın alınacak gayrimenkulün çevresi dikkatle incelenmelidir. İmar
açısından yakın çevresinde planlanan unsurlar gözden geçirilmelidir.
Alırken
kazanmak
Ticaretin altın kurallarından olan “alırken kazanmak”
gayrimenkul pazarında da geçerlidir. Satın alacağınız gayrimenkulün zamanla
değer kazanacağını öngörerek, yüksek fiyatına razı olmayınız. İşler sandığınız
gibi gitmeyebilir. Düşündüğünüz yatırım süresini bekleyemeden acilen satmak
zorunda kalabilirsiniz. Üstelik daha fazla kazanabilmek varken, azına razı
olmak pek akılcı değildir.
Alacağınız gayrimenkulün okazyon (kelepir) olması elbette
yatırımı çok cazip kılacaktır. Ancak okazyon ürünler pazarda az sayıdadır ve
hemen satılır. Dolayısı ile okazyon bulacağım derken zaman kaybedebilirsiniz. Ayrıca
piyasa değerinin altında olan gayrimenkullerin handikaplı olma ihtimaline
karşılık da dikkatli olunmalıdır. Bu nedenlerle asıl hedef rayicinde olan
ürünlerdir.
Pazarın
nabzını tutmak
Satın aldığınız gayrimenkulün çevresindeki gelişmeleri
yakından takip etmelisiniz. Arsa ve arazi yatırımlarında imar ile ilgili
gelişmeler hakkında belediye ile temas halinde olmak önemlidir.
Gayrimenkulünüzün değerini etkileyecek olumlu gelişmeler kadar olumsuz gelişmeler
de olabilir. Bu gelişmeleri önceden biliyor olmak sizi zarar etmekten
kurtarabilir. Bölgede pazara çıkan ürünleri ve satışı gerçekleşen emsalleri
güncellemek, acil satış kararı vermeniz gerektiğinde ya da gelen iyi bir
teklifi kaçırılmamanız konusunda faydalı olacaktır. Gayrimenkulünüze olan
talebin artması bölgedeki gelişmelerin habercisi olabilir. Bu durum satış
zamanının yaklaşmakta olduğuna da işaret edebilir.
Cesaretli
olmak
Gayrimenkul konusunda yatırım yapmaya karar verdiğinizde
karşınıza çıkacak çok sayıdaki seçenek kafanızı karıştırabilir. Ayrıca yakın
çevrenizin tavsiyeleri de düşüncelerinizi dağıtabilir. Farklı fikirler ve
farklı seçenekler karşısında karar vermekte güçlük çekebilirsiniz. Hatta bu
güçlüğün yaratacağı stresten dolayı yanlış yatırımlar yapabilir ya da başka
yatırım enstrümanlarına kayabilirsiniz. Gayrimenkullerde yatırım değerini
farklı oranlarda etkileyen onlarca kriter vardır. Bu kriterlerin her birinde
pozitif olan bir gayrimenkulü bulmak neredeyse imkânsızdır. Dolayısı ile temel kriterlere uyduğunu
gördüğünüz birkaç seçenek belirleyerek tercihinizi cesaretle yapmalısınız.
Satarken de kararsızlık yaşayabilirsiniz. Satış için doğru
zaman ya da doğru fiyat olup olmadığı düşüncesi sizi strese sokabilir.
Unutmayınız ki gayrimenkulünüzü olumsuz yönde etkileyecek bir faktör
gelişmedikçe değeri her geçen gün artacaktır. Bunun sonu yoktur. Ancak artış
hızı hep aynı düzeyde seyretmeyecektir. Satış için karar vermek ve bunu cesaretle
uygulamak önemlidir. Çünkü elde edeceğiniz nakit, yeni fırsatların ve yeni
kazançların kapısını açacaktır. Değer artış hızının yavaşlaması özel ve geçici
bir nedene bağlı değilse satış için bir gerekçe sayılabilir. Satış zamanı için
kota belirlemek de iyi bir yöntem olabilir. Ancak artışa sebep olabilecek kısa
vadeli gelişmeler öngörüyorsanız beklenebilir. Talebin doygunluğa ulaştığı
dönemi beklemek ise potansiyel fırsatları kaçırmak açısından tavsiye edilmez.
Etiketler:
aşkın yaka,
cesaret,
emlak,
emlak yatırımı,
gayrimenkul yatırımı,
karlılık,
kelepir,
kira geliri,
okazyon,
pazarın nabzı,
rant,
risk,
satış hızı,
yatırım,
yatırım süresi,
zarar etmek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



